Rome, Travel
Leave a Comment

Feeling like home in Rome

Every city has its own beauty. And in every city there is a place that makes you feel like home – happy, peaceful and calm. This city can either be Rome – daring to unravel all of its beauties in a very short time, or Milan – taking more time to discover but definitely worth the while.  Wherever this place may be, the fact stays the same. You walk with a map in hand, you turn a corner and you see “the” cafe, street, shop or a person that takes your breath away.

Her şehrin kendine ait gizli bir güzelliği ve o şehirde sizi evdeymişsiniz gibi mutlu, huzurlu ve sakin hissettiren bir yer var; bu şehir ister tüm güzelliklerini insanların önüne sermekten çekinmeyen, hızlı keşfedilen bir Roma olsun isterse de keşfetmesi zaman alan ama çabaların karşılığını fazlasıyla veren bir Milano. Neresi olursa olsun, bu gerçek değişmiyor; elinizde haritanız yürüyorsunuz ve bir sokağı döndüğünüzde karşınıza size nefesinizi tutturan “o” kafe, sokak, dükkan ya da belki insan çıkıveriyor.

During our first days in Rome, while walking, discovering and getting lost with our maps in our hands, we mostly thought “this city is breath-taking but too crowded to enjoy.” It was as if there were no Italians in Rome. Like all locals ran away, only tourists left. You could hear English, Chinese, Turkish and German, but not Italian.  Driving in metros, walking in streets and finding seats in restaurants were troublesome.  So much so, that you had to deeply concentrate in order to be mesmerized by the city or make a wish near the fountain.  We were familiar with all of these places through movies, disappointed because we weren’t able to see “the Rome”. We were very impressed by the city, yes, but we were looking forward to run away.

Roma’daki ilk günlerimizde elimizde haritamız yürürken, sıklıkla kaybolurken ve şehrin tüm turistik noktalarını gezerken aklımızda hep bu şehir çok güzel ama güzelliğin tadını çıkaramayacak kadar kalabalık düşüncesi vardı. Sanki Roma’da hiç İtalyan yok gibiydi, sanki yerlisi kaçmış sadece turisti kalmıştı; insanlar İngilizce, Çince, Türkçe, Almanca konuşuyordu ama İtalyanca duyulmuyordu. Metrolarda nefes almak, sokaklarda yürümek, restoranda yer bulmak zordu. Öyle ki, şehre dalıp büyülenmek ya da çeşmede dilek dilemek için iyice konsantre olmak gerekiyordu. Tüm bu olgular hem filmlerden aşina, büyüleyici Roma’yı göremediğimiz için bizi biraz hayal kırıklığına uğraşmış hem de bunaltmıştı ve 4 gün kalacağımız bu şehre bayılmıştık evet ama hızlıca tüketmek ve kaçmak derdindeydik.

It’s our third day in the city: we leave Vatican feeling exhausted. Seeing the bright sun after a rainy day, we want to spoil ourselves and start looking for an ice-cream shop. After walking the Via della Conciliazione, we walk through Via della Trasponita. After photographing the famous Pasetto di Borgo  – you might be familiar with this from Dan Brown’s Angels and Demons – and the walls of Leonine City, we take the first left after Via di Porta Castello.  Then we see a quite narrow and long street, called Borgo Pio.  It is a tranquil street with not many tourists. Restaurant owners are chit-chatting. Some of the shops are already closed. While a sweet little restaurant with its walls covered with ivy and houndstooth table clothes is waiting for customers, another restaurant is filled with customers. People sitting on benches, bikes parked in the middle of the street… This street is so peaceful that you want to stay here forever. Next thing we realize, we are not tired anymore and it is the first time we feel like home in Rome.

Şehirdeki 3. günümüz; Vatikan’dan yorgun argın çıkıyoruz ve yağmur ardından pırıl pırıl açan gökyüzünü de fırsat bilerek kendimizi şımartmak istiyoruz, amacımız civarda dolaşıp bir dondurma dükkanı bulmak. Via della Conciliazione’yi takip edip Via della Trasponita sokağına devam ediyoruz; Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar romanında da bahsi geçen ünlü Pasetto di Borgo‘yu ve Leonine duvarlarını fotoğraflıyoruz, Via di Porta Castello’dan ilk sola dönüyoruz. Karşımıza daracık ve upuzun, Borgo Pio adında bir sokak çıkıyor. Sokak sakin, pek fazla turist yok. Restoran sahipleri birbirleri ile konuşuyorlar, bazı dükkanlar çoktan kapanmış; duvarları yemyeşil sarmaşıkla kaplı, masaları pötikare örtülü restoran müşteri beklerken başka bir restoranda kalabalık bir grup şenşakrak yemeğini yiyor. Bankta oturan amcalar, sokak ortasına sıra sıra park edilmiş bisikletler… Sokak o kadar huzurlu ki insanın buradan çıkası gelmiyor, yorgunluğumuzu unutuyoruz ve burası Roma’da kendimizi evimizde hissettiğimiz ilk yer oluyor.

The second place that will make our next trip to Rome worthwhile, is discovered on our last day by chance.  We leave the San Pietro in Vincoli Church – famous for being the home of Michelangelo’s statue of Moses.  We walk through Via San Francesco di Paola, Via Cavour, Via dei Serpenti and Via della Madonna dei Monti streets.  After visiting a beautiful church right on the entrance of Via della Madonna dei Monti, Parrocchiali Madonna dei Monti, we see a 2-floored building, all covered with ivy.  On the front, there are two tables on two open windows. One of them is occupied by a tourist family.  This thing with La Casetta is a love at first sight. This place is different, peaceful and happy.  We go in, grab a cappuccino and some snacks.  The first thing we realize is that this place is very tiny and has nothing specific to it. The snacks are fine too, but nothing special.  And this proves how important the ambience is.  After sitting on the empty table in front of the window, we wait for our coffees and chat with the friendly owner Domenico di Donno.  He is telling us that the upstairs of the building is rented to tourists and that there are a lot of places to stay in this street if you want to live as a local. He tells us that we could get more information on Airbnb and he even shows us some photos of the apartment.  We give him our promise to stay in that apartment and get our morning coffees in La Casetta in our next trip to Rome. After leaving there, we realize how beautiful this place was and want to go back there again.  Our trip to Rome ends, thinking about La Casetta and Borgo Pio.

Bizde Roma’ya tekrar tekrar gelme isteği yaratacak ikinci yeri ise son günümüzde, şans eseri keşfediyoruz. İlk durağımız olan, içerisinde bulunan Michelangelo eseri Musa’nın Hükmü heykeli ile ünlü, San Pietro in Vincoli kilisesinden çıkıyoruz. Sırası ile Via San Francesco di Paola, Via Cavour, Via dei Serpenti ve Via della Madonna dei Monti sokaklarını takip ediyoruz. Via della Madonna dei Monti’nin hemen girişinde yer alan ve çok beğendiğimiz kilise’ye, Parrocchiali Madonna dei Monti, yaptığımız ziyaretin ardından dikkatimizi ön cephesi sarmaşıklarla kaplı, yemyeşil, 2 katlı bir bina geçiyor. Ön cephesinde yer alan iki açık pencerenin de önüne birer masa yerleştirilmiş, birisinde tatlı bir turist aile oturuyor. İlk görüşte aşk gibi bir şey La Casetta‘ya hissettiğimiz; burası farklı, huzur dolu ve mutlu. İçeri giriyoruz, birer cappuccino ve yanına da atıştırmalık bir şeyler sipariş ediyoruz. İlk anda fark ettiğimiz, mekanın içinin dar ve küçük olmasının yanı sıra buraya özel herhangi bir şeyin olmaması; lezzeti yerinde tuzlu ve tatlı atıştırmalıklar, sandviçler bulmak mümkün fakat imza bir yiyeceği ya da içeceği yok. Dolayısı ile burası atmosferin ne kadar önemli olduğunu kanıtlar nitelikte. Boş pencerenin önündeki masaya yerleşip kahvelerimizin hazırlanmasını izlerken bir yandan da hoşsohbet mekan sahibi Domenico di Donno ile sohbet ediyoruz. Binanın üst katının turistlere kiralandığını ve Roma’da bir lokal gibi yaşamak isteyenler için bu sokakta birçok ev olduğunu, Airbnb’den ulaşılabileceğini söylüyor bize Domenico, hatta dairenin fotoğraflarını da gösteriyor. Bir sonraki Roma seyahatimizde mutlaka o evde kalacağımıza ve her sabah kahvemizi burada içeceğimize söz verip ayrılıyoruz La Casetta’dan, gün içerisinde ara ara ne kadar güzeldi değil mi diye birbirimize soruyoruz, tekrar gitmek isteği hissediyoruz. Roma’da seyahatimiz bizi evimizde hissettiren La Casetta ve Borgo Pio’yu düşünerek sona ediyor.

If you are making plans to visit Rome, make sure to add these locations to your list and share the places that make you feel like home.  Buon viaggo e a presto! 🙂

Roma’ya seyahat planları yapıyorsanız bu güzel yerleri listenize eklemeyi, sizi evinizde hissettiren yerleri yazmayı unutmayın. Buon viaggo e a presto! 🙂

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s