Madrid, Travel
Leave a Comment

Spain: Alcalá de Henares, Madrid

 

Alcalá de Henares is a tiny university town, just 30 km away from Madrid. And what makes it special is that the city still conserves all history – even though it was severely damaged during Spanish Civil Wars between 1936 and 1939 – since the Bronze Age. 

While strolling around the city’s most famous Cervantes Square, touring its university buildings or wandering on its pavements and alleys, you feel like you are in the Medieval Age. This is why you don’t get surprised when you see a couple wearing reinnesance costumes. Alcalá is Miguel de Cervantes’ birth town and also is one of the UNESCO’s World Heritage Sites. It has a soul and a story to tell like any other Spanish town. This is the reason to spare a day and stop by at Alcalá if you are in Madrid.

Alcalá de Henares Madrid’e 30 km uzaklıkta küçücük bir üniversite şehri; onu özel kılan ise Bronz Çağı’na dayanan tarihi ve tarihin tüm güzelliklerini  -1930’lu yılların sonunda yaşanan İspanya İç Savaşı’nda büyük hasar görmüş olmasına rağmen- hala koruyor olması.

Şehrin en ünlü meydanı Cervantes’te dolaşırken, üniversite binalarını gezerken ve taş kaldırımlı, dar sokaklarından yürürken kendinizi ortaçağda bir zaman diliminde gibi hissediyorsunuz. Öyle ki, rönesans dönemine ait kostümler giymiş bir çift ile karşılaşmak sizi pek de şaşırtmıyor. Miguel de Cervantes’in de doğum yeri olan ve Unesco Dünya Miras Listesi’nde yer alan Alcalá’nın, İspanya’daki her şehir gibi bir ruhu ve anlatacak hikayesi var. Belki de bu yüzden Madrid’e gelenlerin bir günlerini ayırıp Alcalá’ya da uğramaları gerekiyor.

How to Go? / Nasıl gidilir? 

 


You can get to Alcalá from Madrid either by bus (Avenida de América; 223, 227, 229 lines) or by train (Atocha Station, Nuevos Ministerios, Chamartín Stations; C1, C2, C7 lines), in approximately 40 minutes. You can also get to Alcalá from Madrid Barajas Airport using T1 and T2 buses.
After getting off the bus or train, you will reach Cervantes Square in 5 to 7 minutes. 
.
Alcalá’ya Madrid’ten otobüs (Avenida de América; 223, 227, 229 hatları) ve tren (Atocha Station, Nuevos Ministerios, Chamartín İstasyonları; C1, C2, C7 hatları) ile yaklaşık 40dk’da ulaşmak mümkün; Madrid Barajas Havalimanı’ndan da T1 ve T2 otobüsleri ile direkt Alcalá’ya ulaşılabiliyor.


Tren ve otobüsten indiğinizde ünlü Cervantes meydanına 5-7dk yürüyerek ulaşabiliyorsunuz.  

 

My Recommendation / Benim önerim

 

Put on your headphones and let Phoenix – United album accompany you. Start exploring from Alcalá’s most famous square and old city center Cervantes, make sure you check out Corral de Comedias. You will encounter some of the city’s most beautiful buildings, university buildings, so make sure you discover them and take photos. Most of these buildings are from the 16th century and can be visited with guides. You can also find information bulletins in Spanish and English in front of the buildings.
 .

Move along Calle Escritorios. On your way, you can visit one of the city’s most famous church Convento de Monjas Agustinas de Santa Maria Magdalena and take lots of photographs of the stone buildings. While walking down the streets enjoy the narrow yet perfectly afforested streets, unlike other countries, and their harmony with stone buildings. 

At the end of the street, you will be greeted by a green square. While entering the Santos Niños square you will see the mural made in the memory of Don Quixote on your right and another city church Iglesia Magistral de los Santos Justo y Pastor on your left. In the square you can see the “Monumento al Descubrimiento de América”, made in memory of the 500th anniversary of Christopher Columbus’ first visit to Catholic kings, Isabel the 1st and Ferdinand the 2nd. Within this monument you can also find Christopher Columbus’ and Alcalá de Henares born Antonio de Solís y Ribadeneyra and Pedro Sarmiento de Gamboa’s monuments. If you get the munchies, you can drop by at Cruzcampo, right in front of the church entrance, or Pepe Pasión, which turns into a club at night, and try some tapas. 

After grabbing a bite, move along Victoria Street. This is one of the cutest streets of Alcalá with its small and pretty shops and cafes. Make sure you drop by at Saboreatéycafé, a tea heaven serving in 7 countries including Portugal and Brazil. Unlike latest trending tea shops, this place has a totally different, natural and cozy atmosphere. You can find more than 100 tea types ranging from tiramisu and piña colada, and while deciding you can smell, get information and you can buy too, if you like. While doing all of this, you are accompanied a very warm and smiling staff and you can find alternatives and snacks if you are not a tea person. 🙂 

If you would like to have dinner in a fine restaurant, you can get to Calle Almazan after Postigo and Cardenal Tavera streets, take a left and take a break in Restaurante La Galatea at the end of the road. If you don’t feel that hungry, you can save your break for Mayor Street and go to Puerta de Madrid Square. You will be welcomed by the Madrid gate, go through the door and Cardenal Sandoval y Rojas Streets; you will reach Archbishops’s Palace and the Regional Archaeological Museum. The Palace was built between the 14th and 15th century with a different purpose and then turned into an Archbishop’s Palace. The Palace witnessed both Isabel the 1st and Ferdinand the 2nd’s births and also meetings with Christopher Columbus – 6 years before the discovery of America-. You can also see a lot of Ancient Rome era collections in the museum – turned after a monastery-. 

While ending the day, follow San Felipe Street then take a left at the end of the street and you will reach the most famous street of Alcalá, the Mayor Street. You can visit Cervantes’ birth house – and now a museum – and take photos with Don Quixote and Sancho Panza’s statues. Everywhere is lively and beautiful in here, so after dining in a restaurant on this street get a Rosquillas de Alcalá – a crispy dessert- from Reposteria Paraninfo and get to Cervantes Square. Do not forget to buy some “almendras garrapiñadas”(sugar coated almonds – specific to the city) for gifts. While enjoying your dessert, watch the people and storks on the rooftops too. 🙂


Kulaklığınızı takın ve Phoenix – United albümünün size eşlik etmesine izin verin. Keşfinize Alcalá’nın en ünlü meydanı ve eski kentin merkezi olan Cervantes’ten başlayın; meydanda yer alan Corral de Comedias’ı gezin. Şehrin en güzel binalarının birkaçı, eski kenti gezerken sık sık önünüze çıkacak olan üniversite binaları, buraları keşfetmeyi ve fotoğraflamayı ihmal etmeyin. Rehber eşliğinde de gezebileceğiniz, çoğu 16.yy’dan kalma bu binalara ücretsiz girebiliyorsunuz; binaların önünde İspanyolca/ İngilizce bilgilendirme panoları da bulunuyor. 
 .

Calle Escritorios (Escritorios Sokağı) yönüne devam edin; yolunuzun üstünde bulunan, şehrin ünlü kiliselerinden Convento de Monjas Agustinas de Santa Maria Magdalena’yı ziyaret edebilir, taş binaları fotoğraflayabilirsiniz. Sokaklarda yürürken, başka ülkelerde çok sık göremeyeceğiniz tertemiz, dar olmasına karşın özenle ağaçlandırılmış sokakların ve bu sokakların taş binalarla uyumunun tadını çıkarın.

Yolun bitiminde sizi yemyeşil bir meydan karşılayacak. Santos Niños meydanına girdiğinizde sağınızda Don Quixote anısına yapılan duvar resmini, solunuzda ise şehrin bir diğer önemli kilisesi Iglesia Magistral de los Santos Justo y Pastor’u görebilir ve ziyaret edebilirsiniz. Meydanın içerisinde de, Kristof Kolomb’un Katolik Krallar 1. Isabel ve 2. Ferdinand’ı ilk ziyaretinin 500. yılı anısına yapılan “Monumento al Descubrimiento de América” bulunmakta. Bu abidenin içerisinde Kristof Kolomb ile birlikte ikisi de Alcalá de Henares doğumlu Antonio de Solís y Ribadeneyra ve Pedro Sarmiento de Gamboa’nın anıtları da bulunuyor. Acıktığınızı hissederseniz kilise girişinin tam karşısında yer alan Cruzcampo’ya veya geceleri kulübe dönüşen Pepe Pasión’a uğrayabilir ve tapaslarını deneyebilirsiniz.
 
Bir şeyler atıştırdıktan sonra keşfe Victoria Sokağı yönünde devam edin. Burası birçok küçük ve tatlı mağazası/ kafesi ile Alcalá’nın en sevimli sokaklarından birisi. Buradan geçerken Saboreatéycafé‘de mutlaka mola verin; Saboreatéy, Portekiz ve Brezilya da dahil olmak üzere 7 ülkede hizmet veren benzersiz bir çay cenneti. Son zamanda bir trend haline gelen tea shopların aksine buranın bambaşka, doğal ve evimsi bir havası var. Tiramisuludan piña coladalıya kadar 100’ün üzerinde çay çeşidi bulabiliyorsunuz; karar verirken hepsini koklayabiliyor, bilgi alabiliyor ve dilerseniz evde içmek ya da hediye etmek üzere satın da alabiliyorsunuz. Tüm bunları yaparken size çok sevimli, güleryüzlü bir kadın eşlik ediyor ve eğer çay sevmiyorsanız farklı alternatifler ve atıştırmalıklar da mevcut. 🙂

Güzel bir yerde yemek yemek isteyenler Postigo ve Cardenal Tavera sokaklarını izleyerek Calle Almazán’a çıkıp sola dönebilir ve yolun sonundaki Restaurante La Galatea’da güzel bir mola verebilirler. Pek de aç hissetmiyorsanız molayı ünlü Mayor Sokağı’na saklayın ve Puerta de Madrid Meydanı’na yönelin. Meydanın girişinde sizi Madrid kapısı karşılayacak; kapıdan geçip Cardenal Sandoval y Rojas Sokağı’na devam ettiğinizde ise Başpiskoposluk Sarayı’na ve Arkeoloji Müzesi’ne ulaşacaksınız. 14-15.yy arasında farklı bir amaçla inşa edilen saray, 16.yy’da Başpiskoposluk Sarayı’na dönüştürülmüş; 1. Isabel ve 2. Ferdinand’ın doğumu bu sarayda gerçekleştiği gibi, Kristof Kolomb ile görüşmeleri de -Amerika’nın keşfinden 6 yıl önce- yine bu sarayda olmuş. Manastırdan dönüştürülen müzede ise Antik Roma dönemine dair birçok koleksiyon görebilmek mümkün.

Gün sona ererken San Felipe Sokağı’nı takip edin ve yolun sonunda sola dönerek Alcalá de Henares’in en ünlü sokağı Mayor’e çıkın. Cervantes’in doğum yeri olan ve günümüzde müze olarak kullanılan evi gezebilir; Don Quixote ve Sancho Panza’nın heykelleri ile fotoğraf çektirebilirsiniz. Burada her yer birbirinden canlı ve güzel; sokak üzerindeki restoranlardan birinde yemeğinizi yedikten sonra yine bu sokak üzerinde bulunan Reposteria Paraninfo‘dan çıtır çıtır bir tatlı olan “Rosquillas de Alcala” alın ve günü bitirmek için Cervantes Meydanı’na yönelin. Hediye etmek için şehre özel “almendras garrapiñadas” (şeker kaplamalı badem) almayı da unutmayın. Bir yandan tatlınızın tadını çıkarırken bir yandan da insanları ve evlerin çatılarındaki leylekleri seyredin. 🙂

 

What to wear? / Ne giymeliyim? #chasingwondersstreetstyle

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s